EGE ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI

 

Toplantı Tarihi : 10.10.2006                                                                    Toplantı Sayısı: 11

 

  Ege Üniversitesi Senato Toplantısı, 10.10.2006 Salı günü saat 14:00’de Rektör Prof.Dr. Ülkü BAYINDIR başkanlığında; aşağıda imzaları bulunan Üniversite Senato Üyelerinin iştirakiyle toplanarak; madde madde belirtilen kararları alınmıştır. (Genel Sekreter Cihangir SOYGÜL toplantıya Raportör olarak katılmıştır.)

 

Karar 2-

Ege Üniversitesi Senatosu 10 Ekim 2006 tarihli olağan toplantısında, Fransız Parlamentosunun 1915’te cereyan eden Osmanlı-Ermeni olaylarını peşinen ‘soykırım’ etiketiyle niteleyerek, aksini söyleyenlerin cezalandırılmasını öngören bir yasa teklifini 12 Ekim 2006 tarihinde görüşme gündemine koymasını ele almış ve konuya ilişkin görüşlerini, ilgili mercilere ve kamuoyuna açıklamaya oybirliğiyle karar vermiştir.

Fransız Parlamentosu I. Dünya Savaşı sırasında 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde yaşanan trajik olayları peşinen ‘soykırım’ etiketiyle niteleyerek, bu olayların tartışılmasını yasaklamayı ve cezalandırmayı öngören bir yasa teklifini, 12 Ekim 2006 tarihinde görüşmeye hazırlanmaktadır.

Pek çok Türk ve Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşının ölümüne yol açan bu olaylar konusunda Türk toplumu, ‘bellek görevi’ni yapmaktan kaçınmamıştır ve bundan sonra da kaçınmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, geçmişiyle hesaplaşmaya hazırdır. Fakat bunun için, söz konusu trajik olayların, ilgili bütün uzmanlar tarafından bağımsız, objektif ve yansız bir şekilde incelenmesini gerekli görmektedir.

Fransız Parlamentosu, gerçekliği kanıtlanmamış bir takım tekyanlı iddiaları ‘hakikat’ olarak tesis etmeye ve yasa hükmüne bağlamaya hazırlanmaktadır. Tarihin parlamentolar tarafından yazılması, tarihi araçsallaştırmaktan ve üniversitelerdeki tarih bölümlerini ve araştırma merkezlerini işlevsiz hale getirmekten başka bir şey değildir.

Ege Üniversitesi Senatosu, Türk halkını damgalayarak derinden yaralayan ve kamu vicdanını rencide eden bu yasa teklifini şiddetle kınamakta; Fransız parlamenterlerini, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceğine ve de 500 yıllık Türk-Fransız dostluğuna ve ilişkilerine hizmet etmeyeceğini düşündüğümüz bu yasa teklifine ‘hayır’ oyu vermeye çağırmaktadır.

Saygılarımızla.

 

EGE ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI

 

Toplantı Tarihi : 10.10.2006                                                                    Toplantı Sayısı: 11

 

Karar 3-

-TÜBİTAK teşvik ödülü alan Eczacılık Fakültesi’nden Doç.Dr.Arzum ERDEM GÜRSAN’ı Senatoya takdim etti.

-Yeniden senato üyesi seçilen Prof.Dr.Semih GÜNEŞ ile Diş Hekimliği Fakültesi Senato Üyesi olan Prof.Dr.Aydın BIÇAKÇI, Senatoya takdim edildiler.

Karar 4-

Gündemin ikinci maddesi olan Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği (UOLP-SUNY Fredonia) programındaki öğrenciler hazırlık sınıfında okuduklarından eğitim planı konusunun gündemden çıkarılmasına, karar verildi.

Karar 5-

Senatomuzun 04.04.2006 gün ve 4/3 sayılı kararı ile kabul edilen “Akademik Takvim”in; Diş Hekimliği Fakültesi 5.sınıf bütünleme sınav tarihlerinde değişiklik nedeniyle, Diş Hekimliği Fakültesi takviminde yapılan değişiklik teklifinin kabulüne, oybirliğiyle karar verildi.

Karar 6-

Yükseköğretim Kurulu’nun 17.03.2006 gün ve 5551/973 sayılı teklifini görüşen Üniversitemiz Senatosunun 20.06.2006 gün ve 9/10 sayılı kararının yeniden değerlendirilmesiyle ilgili; Eğitim Komisyonunun 25.09.2006 gün ve 7/1 sayılı kararı okundu. Dosya incelendi.

Yapılan görüşmelerden sonra;

a)Konu ile ilgili alınan 20.06.2006 gün ve 9/10 sayılı Senato kararının iptaline,

b)Üniversitemiz Enstitülerinde doktora yapan kadrolu-kadrosuz Öğretim Görevlisi Okutman Uzman ve Araştırma Görevlilerinin “Gelişim ve Öğrenme” (3+0) 3 ile “Öğretimde Planlama ve Değerlendirme” (3+2) 4 derslerini almalarının zorunlu olmasına,

oyçokluğuyla karar verildi.

 

EGE ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI

Toplantı Tarihi : 10.10.2006                                                                    Toplantı Sayısı: 11

Karar 7-

“Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi Raporu” ile ilgili olarak “Ege üniversitesi Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurulunca” hazırlanan 02.10.2006 günlü rapor okundu.

Konu ile ilgili Rektör, Rektör Yardımcıları ve Senato Üyelerinin görüşleri dinlendi.

Yapılan görüşmelerden sonra; Senato Üyelerinin görüşlerinin rapora ilave edilmek suretiyle, hazırlanan raporun Üniversitemiz görüşü olarak, Yükseköğretim Kurulu’na sunulmasına, oybirliğiyle karar verildi.

EGE ÜNİVERSİTESİ SENATOSUNUN

 YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (YÖK) TARAFINDAN HAZIRLANAN 

TÜRKİYE’NİN YÜKSEKÖĞRETİM STRATEJİSİ  RAPORUNA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

  

 

1-                         1-       GENEL DEĞERLENDİRME

 

·                                                  ·        2547 sayılı yasanın 1981 yılında kabul edilmesi ile kurulan Yükseköğretim Kurulu’nun kendi yapısını, işleyişini, yapabildiklerinin yanında yapamadıklarını, eksikliklerini ve yanlışlarını tarafsızlık ve açıklıkla bir rapor halinde kamuoyuna sunması, şüphesiz Türk Yükseköğretiminin geleceği için son derece yararlı bir girişimdir.  Büyük bir çaba ve emek ürünü olduğu gözlenen rapor, yüksek öğretim konusunda gündemi meşgul eden pek çok soruyu cevaplayacak tarzda hazırlanmıştır.  Bu nedenle raporun, Türk Yüksek Öğretim Sisteminin yasal çerçevesinin belirlenmesinde mutlaka dikkate alınması gereken temel zemini oluşturacak nitelikte olduğu söylenebilir. Taslak raporun ilk bölümünde, Türkiye’de ve Dünya‘da uygulanan yükseköğretim sistemlerinden beklentiler irdelenmekte, ikinci bölümde, Türk Yükseköğretiminin bugünkü yapısı ve performansı ortaya konmakta ve son bölümde ise izlenmesi gereken stratejik hedefleri belirleyerek bu alanda alternatifli öneriler öne sürmektedir. Sunulan önerilerde esnek davranıldığı gözlenmekte, konu ile ilgili bütün kesimlerin katkıları alındıktan sonra bir mutabakat metni şeklinde kesin raporun oluşturulması hedeflenmektedir.

 

·                                                  ·        Ülkemizde Yükseköğretimi düzenleyen yasa 1981 yılında yürürlüğe girdiğinde üniversite sayısı 27 idi. Günümüzde bu sayı yeni kurulanlar ile birlikte 93’ü bulmuştur.  Avrupa ülkelerinde son 25 yılda birbiri ardı sıra çeşitli üniversite reformları ve iyileştirmeler yapılırken, ülkemizde, bunlara paralel köklü değişiklikler yapılamamıştır. Aksine gerek devlet ve gerekse vakıf üniversitelerinin kuruluşunda siyasi iktidarların tasarrufları belirleyici olmuş, gerekli akademik ve idarî hazırlıklar yapılmadan ve alt yapıları tamamlanmadan pek çok üniversite açılmıştır. Tüm bu gelişmeler sonrasında, 27 üniversitenin var olduğu bir dönemde çıkarılan üniversite yasası, ülkemiz üniversitelerinin giderek artan ve çeşitlenen ihtiyaç ve taleplerini karşılayamaz hale gelmiştir. Son zamanlarda, yeni yasa konusunda beklentiler artmış ve kamuoyunda olduğu gibi üniversitelerde de değişiklik yönünde az çok görüş birliği oluşmuştur. Bu bakımdan hazırlanan taslağın kapsamı kadar, zamanlamasının da uygun olduğunu vurgulamak gerekir.

 

·                                                  ·        Raporun tümü değerlendirildiğinde, merkeziyetçi bir anlayış yerine, yetkilerin dağıtıldığı ve sorumlulukların paylaşıldığı bir sisteme geçiş eğiliminde olduğu söylenebilir. Bu şüphesiz YÖK için önemli bir aşamadır. Öğretim elemanlarını üniversite olgusuna ve yönetimine yabancı olmaktan çıkaran, karar mekanizmaları içine çeken ve sistemin vazgeçilmez parçaları oldukları duygusu veren yapılanmalara gereksinme vardır. Raporda, üniversitelerin ‘dış dünyanın kopyası’ olmak yerine, kendine özgü bir mikro-kozmos yaratmaları gereğine işaret edilmesi ve bu mikro-kozmosun toplumu dışlamadan, topluma yabancılaşmadan korunması gereğinin vurgulanması isabetli bir düşünce olarak görünmektedir.

 

·                                                  ·        Yükseköğretimde yapılacak bütün iyileştirmelerde üniversite özerkliğinin korunması ve geliştirilmesi esastır. “OECD Kurumsal Özerklik Ölçeği”nde belirlenen 8 ölçüt baz alındığında, örneğin Meksika ve Hollanda’nın puanı 8 üzerinden 7 iken, ülkemiz üniversitelerinin özerklik puanı 1,5 düzeyindedir ve bunun mutlaka yukarılara çekilmesi yönünde çaba harcanmalıdır.

 

·                                                  ·        Yeni Üniversitelerin kurulması, ihtiyaçlar doğrultusunda mutlaka Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilmeli ve bu öneriler doğrultusunda yasama ve yürütme organları gereğini yapmalıdırlar.

 

·                                                  ·        Günümüzde, Vakıf Üniversiteleri ülkemizin bir gerçeği haline gelmiştir. İyi yönlendirildikleri takdirde Yükseköğretime katkı sağlayacakları da şüphesizdir. Ancak bugünkü statüleri ile yeterli düzeyde üretici olamadıkları gibi, devlet üniversiteleri karşısındaki avantajlı rekabet durumlarının rehavetine kapılmaktadırlar. Vakıf üniversiteleri kısıtlı da olsa devlet yardımı almalarının yanı sıra, avantaj sayılabilecek bazı mali kaynaklardan da istifade edebilmektedirler. Vakıf üniversiteleri ile ilgili gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus, öğretim elemanı ihtiyaçlarını devlet üniversitelerinden karşılamalarıdır. Devlet üniversitelerinin görev edindiği gibi, nitelikli öğretim elemanı yetiştirme konusunda çaba harcamak ve yatırım yapmak yerine, devlet üniversitelerinden transfer yaparak hazıra konma yoluna gitmektedirler. Yükseköğretimde iyileştirme yapılırken bu husus göz önünde tutulmalı ve bazı kural ve yaptırımlar getirilmelidir.

 

·                                                  ·        Yükseköğretim Stratejik Raporu “Neler yapılmalı” sorusuna çeşitli yanıtlar getirmiş ve stratejiler geliştirmiştir. Ancak  “Nasıl yapılmalı” konusuna değinmemiştir. Raporun bütününde, Yükseköğretimde yapılacak iyileştirmelerin ilk ve orta öğretimle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Gerçekten de yükseköğretimde iyi bir düzey yakalanmak isteniyorsa, yükseköğretimi genelden soyutlamamak, birlikte mütalaa etmek mecburiyeti vardır.

 

·                                                  ·        Ayrıca yabancı dil eğitimi, üniversite sınavlarının düzenlenmesi, ortaöğretimde alan belirleme ve yönlendirme sınavı ile bitirme sınavının konması, kadro tahsisi ve yükseköğretimin finansman sorunları gibi konuların çözümlenmesinde yükseköğretim kurumları kadar, başta hükümet olmak üzere eğitim-öğretimin diğer aktörlerinin de sorumluluk almaları ve bu konuları benimsemeleri gerekir. Nihayet, üniversite özerkliği kavramını zedelemeden ülkenin diğer dinamiklerini de alana çekmek ve işbirliği imkânlarını zorlamaya ihtiyacımız olduğunu unutmamak gerekir.

 

 

2-                         2-       STRATEJİK HEDEFLERE, TERCİHLERE VE ÖNERİLERE YÖNELİK DEĞERLENDİRME

 

Bu başlık altında Türkiye’nin Yükseköğretim Stratejisi Taslak Raporunda hemfikir olduğumuz stratejik tercihlere değinilmeyecektir.  Sadece alternatifli seçeneklere görüş bildirmek veya varsa bazı eksikleri tamamlama yoluna gidilecek ve ayrıca ‘olmazsa olmaz’ niteliğinde görünen bazı önerilere destek vermek üzere vurgu yapılacaktır.

 

 

 

 

   2.1- TÜRKİYE İÇİN YÜKSEKÖĞRETİM VİZYONU

 

Raporda Yükseköğretim Vizyonu’nun ‘eğitim işlevi’, ‘bilgi üretimi ve araştırma işlevi’ ve ‘kamu hizmeti üretimi’ olarak 3 ayrı başlıkta ve ayrıntılı bir şekilde verilmiş olması uygundur. Burada yükseköğretimin ‘kamusal hizmet’ yanının vurgulanması son derece olumludur. Zira kamu hizmeti alanlarında özelleştirme eğilimlerinin, toplumsal dengeleri altüst edecek ölçüde yükseldiği bir bağlamda, ‘kamu hizmeti’ niteliğinin yüksek öğretimin vizyonunda ayrıca vurgulanmış olması önemli ve memnuniyet vericidir. Kurulumuzun görüşüne göre, bu hususla ilgili olarak, yüksek öğretim kurumlarında üretilen hizmetlerin denetlenmesi, piyasa ile haksız ve ölçüsüz rekabete girişilmemesi, öğretim elemanlarının hizmet üretimindeki performanslarının akademik kariyerleri ile ilişkilendirilmesi ilke olarak dikkate alınmalıdır.

 

2.2-                                           2.2-             TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİM KONUSUNDA STRATEJİK HEDEFLER

 

·                                      ·        Planda beşer yıllık aralarla 2010 -2015 -2020 -2025 yılları için öğrenci ve öğretim elemanı ihtiyaçları belirlenerek bir yön çizilmeye çalışılması, planlama anlayışına uygundur. Ancak gelişim sürecinde nicelik kadar niteliğin de göz önünde tutulması şarttır. Niteliği düşük öğrenci ve öğretim elemanı yetiştirmenin bir anlamı yoktur. Yeni kurulan veya gelişmesini tamamlayamamış üniversitelerin verilen hedeflere ulaşabilmesi için ek önlemlere ihtiyaç vardır. Öngörülen stratejik hedeflere ulaşabilmek, ancak bu hedefe yönelik kamu yatırımlarının ve akademik personel sayısının artması ile mümkün olabilir.

 

·                                      ·        Yurtdışında yapılan doktora eğitimleri için çok büyük miktarda para harcanmaktadır. Üstelik çok sayıda doktora öğrencisi de bulunduğu ülkede kalırken, dönenler de doktora eğitimi yaptığı ülkenin çalışma şartlarını aradığı için tamamen faydalı olamamaktadır. Bunu bir ölçüde önleyebilmek için yurtiçinde lisansüstü eğitim verebilecek mükemmeliyet merkezleri oluşturulması, öğretim üyesi yetiştirme programlarının (ÖYP) teşvik edilmesi yerinde olacaktır.  Mükemmeliyet merkezleri eğitim-öğretim alanında olduğu gibi araştırma alanında da kurulabilir. Bu nedenle yurtdışı doktora bursları için ayrılan kaynak mantıklı bir orana çekilmeli, geri kalan miktar doktora öncesi ve sonrası genç akademisyenlerin daha kısa süreli (bir yıl) yurtdışı gidişlerine ayrılmalıdır. Zira kısa süreli yurtdışı deneyimleri, pek çok akademisyenin ihtiyaç duyduğu önemli bir gelişim fırsatı olacaktır.

 

·                                      ·        Üniversiteler arası ulusal ve uluslararası standardizasyon sağlandığı takdirde, üniversiteler veya bölümler arası doktora eğitimi için işbirliği (konsorsiyum kurulması) çok yararlı bir düşüncedir.

 

·                                      ·        Birbirinden bağımsız çok değişik konulardaki doktora çalışmaları, bir bütün oluşturamamakta ve ayrılan kaynaklar heba olmaktadır. Bu nedenle doktora çalışmaları; büyük, ulusal veya uluslararası projelerin parçaları olarak düşünülmelidir.

 

2.3-                                           2.3-             ORTA ÖĞRETİMDEN YÜKSEK ÖĞRETİME GEÇİŞ SÜRECİ İÇİN ÖNERİLER

 

·                                      ·        Yüksek öğretime geçişi düzenlemek için önerilen ve ‘sıralayıcı’ olmaktan ziyade  ‘programa göre seçiciliği’ esas alan sistem genellikle olumludur. Alan belirleme ve yönlendirme sınavı iyi uygulanmak kaydı ile başarılı olabilir. Ortaöğretimin ilk yıllarında yapılacak bu sınavın üniversiteye girişte bir bağlayıcılığı olmalıdır. Ancak öğrenciye belli bir üniversite deneyimi aldıktan sonra meslek seçme veya değiştirme şansı da verilmelidir. Ayni üniversitenin bir programından diğerine veya bir fakültesinden diğerine geçiş esnekliği sağlanmalıdır. Belirli bölümlerde veya fakültelerde şişkinliği önlemek için kontenjan ile sınırlama getirilebilir (Şu an yürürlükte olan yönetmelikler buna imkân vermekte, ancak şartlar çok ağır olduğundan işlerlik kazanamamaktadır.)

 

·                                      ·        Alan Belirleme ve Yönlendirme Sınavı gibi Ortaöğretim Bitirme Sınavı da uygun olabilir, ancak öncelikle bölgeler ve okullar arası farklılıkların giderilmesi (veya telafisi) yönünde çaba harcamak gerekir. Bu sağlandığı takdirde dershane sorunlarından da kurtulmak mümkün olabilecektir.

 

·                                      ·        Orta öğretimden yüksek öğretime geçişte uygulanması düşünülen sınavların ve sistemlerin tümünde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın da rol alması gerektiği unutulmamalıdır.

 

·                                      ·        Öğrenci kontenjanları belirlenirken Üniversite görüşlerine daha fazla önem verilmelidir. Eğitim-öğretimin temel ilkesinin nicelik kadar nitelik olduğu göz ardı edilmemelidir.

 

 

 

2.4-                                           2.4-             YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİNİN YÖNETİM YAPISI KONUSUNDA STRATEJİK TERCİHLER

 

Bu konuda ilke olarak, mevcut sistemin tümüyle bir kenara bırakılıp yepyeni bir yönetim sistemi aramak yerine, 25 yılık deneyimin değerlendirilmesi daha doğru ve daha gerçekçi olacaktır.  Bugünkü yönetim ve organizasyonun aksayan yönleri değiştirilerek, zaman içinde gelişmeye dayalı bir reform anlayışı benimsenmelidir. Zira yönetim ve organizasyon planında karşılaşılan aksaklıkların bir kısmı yanlış yorumlamalardan, çarpıtılmış uygulamalardan ve öznel yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır.

 

Raporda, yüksek öğretimdeki yönetim yapısı sistematik bir biçimde, üç düzeyde ele alınmıştır:

 

Üniversite-üstü düzeyde:

 

·                                          ·    Raporda öngörülen hedefler genel olarak olumludur. Pratikte bunlara uygun bir yapılanma ortaya konmalıdır.

 

·                                      ·    Raporda belirtilenden farklı olarak, Üniversitelerarası Kurulda mevcut durumun (rektör+ üniversite temsilcisi) korunması, ancak işlerlik kazandırılması için Yürütme Kurulu oluşturulması daha uygun olacaktır. Tam zamanlı üyelerden oluşan yürütme kurulu önerisi gerçekçi değildir. Kurul kararlarını oluştururken bölümler seviyesinde görüş istenmelidir.

 

Üniversite düzeyinde:

 

·                                      ·        Üniversite Yönetim Kurulu ve Senato bugünkü yapısını korumalıdır. Raporda öngörüldüğü gibi yalnız dekanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu ve yalnız fakülte temsilcilerinden oluşan bir Senato verimli çalışamaz. Yüksekokullar, Meslek yüksekokulları ve Enstitüler Üniversite Yönetim Kurulunda temsilci düzeyinde yer almalıdırlar.

 

·                                      ·        Rektörlük seçimine katılacak adaylar için belirli kriterler konabilir. Rektör bir defaya mahsus olmak üzere 5 yıl için seçilmelidir. Rektör seçimi 2 dereceli olarak düşünülebilir.

 

 

·                                      ·        Rektörler için stratejik raporda önerilen “Dönem Ortası Rapor”u yararlı olabilir. Ancak Rektörün geri çağırılması yolunun açılması, üniversiteyi değişik mecralara sürükleyebileceği gibi  istismara da açıktır.

 

  Fakülte Düzeyinde :

 

·                                      ·        Fakülte Kurulları Senatonun yapılanma ilkesine uygun bir şekilde kurulmalıdır. Somut olarak bu, Fakülte Kurulunda her bölümün başkanı ve bölüm öğretim üyesi temsilcisinin yer alması demektir. Bölüm sisteminin geçerli olmadığı fakültelerde Fakülte Kurulu, anabilim dalı başkanları ile anabilim dalı temsilcilerinden oluşabilir.

 

·                                      ·        Yönetim Kurullarının sayısı, pratik nedenlerden dolayı sınırlı tutulmalıdır. Bir örnek olmak üzere 11 kişilik bir Yönetim Kurulunda 3 üye bölüm başkanları arasından geri kalan 8 kişi de  diğer öğretim üyeleri arasından seçilebilir. 

 

·                                      ·        Anabilim dalları gibi dar alanlarda seçim sisteminin yarattığı sıkıntılar giderilmelidir.

 

·                                      ·        Fakültelerin Yönetim Kurullarında araştırma görevlilerinin ve öğrencilerin mutlaka temsilcisi bulunmalıdır.

 

·                                      ·        Lisansüstü eğitimi koordine eden Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitülerinin yapıları iyileştirilerek birer mezuniyet sonrası okul veya fakülte statüsü kazandırılabilir. Ancak bu yapılamadığı takdirde,  alternatif bir öneri olarak, bu eğitimlerin, fakültelerin kendi bünyelerinde yapılması önerilebilir. Bu konudaki kararın, her üniversitenin senatosuna bırakılması uygun olacaktır.

 

2.5-                                           2.5-             MESLEK YÜKSEKOKULLARININ (MYO) NİTELİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ ÜZERİNE STRATEJİK TERCİHLER

 

·                                      ·        Meslek Yüksekokullarının (MYO) sanayi ve iş çevrelerinin taleplerine göre yeniden yapılandırılmasına üniversitenin kurulları karar vermelidir. Sanayi ve iş çevreleri temsilcileri MYO’ları sisteminde sadece danışma kurulları içinde yer alarak katkı vermelidirler.

 

·                                      ·        MYO’larına sınavsız geçiş olumsuz sonuç vermiştir. Kaldırılmalıdır.

 

·                                      ·        MYO’ları için, üniversite içinde mutlaka, yeni bir yapılanma yoluna gidilmelidir. Programlar sık sık gözden geçirilmeli, güncelliği olmayan programlar kaldırılarak, sanayi ve kamu kesiminden gelen istekler doğrultusunda mezunlara istihdam yaratacak yeni programlar açılabilmelidir. Şu an Yükseköğretim Kurulunun elinde olan program açma - kapama yetkisinin, Üniversite senatolarına devredilmesi, bu konuya işlerlik kazandıracak ve üniversitenin taleplere göre hareket kabiliyeti artacaktır.

 

·                                      ·        MYO’larının, raporda da belirtildiği gibi, bölgenin ve ülkenin iş piyasalarına gömülü hale gelmesi uygun olacaktır.

 

·                                      ·        MYO eğitimleri bu konuda ihtisaslaşmış, deneyim kazanmış üniversitelere bırakılabilir. Bu konuda sanayinin ve iş âleminin çok hareketli olduğu bölgelerde kurulan üniversiteler tercih edilebilir.

 

·                                      ·        MYO’larının çağın gereği olan yapılanmayı gerçekleştirebilmesinin hangi kaynaklar kullanılarak yapılacağı raporda yer almamıştır. Kaynak bulunması işin en can alıcı noktasıdır.

 

2.6-                                           2.6-             ÜNİVERSİTEDE ETİK DEĞERLER ÜZERİNE TEMEL TERCİHLER

 

Yüksek öğretim stratejik planında etik değerlerin ayrı bir strateji olarak alınması, bu konuya verilen önemin bir göstergesidir ve son derece yerindedir. Raporda daha ziyade konunun önemi vurgulanmış, pratik düzenleme ve uygulamalar daha sonraya bırakılmıştır. Dolayısıyla bu aşamada, raporun önerileri uygun görünmektedir. 

 

Ayrıca;

·                                      ·        Lisans düzeyinde her bölümün programına, genel etik değerleri ve bölümün mesleki deontolojisini işleyen bir ders konması düşünülebilir.

 

·                                      ·        Öğretim elemanlarının atamalarında ve yükseltmelerinde hem bilimsel, hem de akademik (üniversiter) etik değerlerin dikkate alınması  düşünülmelidir..

 

 

 

2.7-                                           2.7-             YAŞAM VE YÖNETİM KÜLTÜRÜ ÜZERİNE STRATEJİK TERCİHLER

 

Kurulumuz, yüksek öğretim vizyonunda yer alan ‘üniversitelerin mikro-kozmos olması’, ‘etik değerlerin oluşturulması’ ve ‘üniversitenin bir yaşam ve yönetim kültürünü hayata geçirmesi’ boyutlarını birbirini destekleyen ve birbiriyle bütünleşen boyutlar olarak görmektedir.

 

Bu çerçevede bazı hususlara dikkat edilmelidir:

 

·                                      ·        Üniversitenin bir öğretim yeri olduğu kadar bir eğitim yeri de olduğu bilinci yerleştirilmelidir.

 

·                                      ·        Üniversite mensuplarının farklı kültürlerle tanışmaları ve referans çerçevelerini genişletmeleri için; bir yandan Yabancı öğretim elemanı istihdamı ve yabancı öğrenci alımına gidilmeli, öte yandan yabancı ülkelere öğretim elemanı ve öğrenci gönderme imkanları arttırılmalıdır.  

 

·                                      ·        Üniversiteler kendi mezunları dışından da  lisansüstü doktora öğrencisi alma fikrini geliştirmelidirler.. Bu şekilde değişik eğitim-öğretim modelleri ve yaşam kültürleri arasında geçişler yapılabilmesi mümkün olacaktır.

 

2.8-                                           2.8-             YÜKSEKÖĞRETİMDE KALİTE GÜVENCESİ KONUSUNDA STRATEJİK TERCİHLER

Kurulumuzun değerlendirmesine göre, ‘kalite’ kavramı, Yükseköğretim Stratejik Planının odak noktasını oluşturmaktadır. Bu nedenle, kaliteyi artırma ve koruma hedefine yönelik tüm gerçekçi ve etkili düzenlemeler isabetli olacaktır. Bu çerçevede şu hususların dikkate alınması düşünülebilir:

 

·                                      ·        YÖDEK bütçe ve kadro ile güçlendirilmelidir.

 

·                                      ·        Üniversiteler kendi kurdukları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurullarını çalıştırarak her yıl öz ve çevre değerlendirmelerini özenle yapmalıdırlar.

 

·                                      ·        Bütün olarak üniversite düzeyinde ve özelde bölüm ve program düzeyinde eğitimin standardizasyonu ve minimum ortak paydalar üzerinde mutabakat sağlanarak yaptırım getirilmesi, uzun vadede tüm ülke çapında programlarda bir kalite (akreditasyon) belgesi aranması düşünülmelidir.

 

·                                      ·        Üniversite üstü düzeyde belirli bilim dallarında hizmet veren ve ayni ismi taşıyan bölümler arasında ağların oluşturulması, işbirliği, uyum ve standardizasyon sağlanması gerekli görünmektedir.

 

2.9-                                           2.9-             ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YABANCI DİL BİLGİSİYLE DONATILMASI KONUSUNDA STRATEJİK TERCİHLER

 

·                                                              ·       Yabancı dilin, Yükseköğretim çağındaki gençler için çok önemli olduğu açıktır. Ancak raporda da belirtildiği üzere, öğrencilerin dil sorununun üniversite yerine, üniversite öncesinde çözümlenmesi daha uygun olacaktır. Üniversitede, AB ile entegrasyon ufkuna yönelik olarak ikinci dillere ağırlık verilebilir.

 

·                                                              ·       Raporda yer alan, üniversite mezuniyeti için yabancı dil sınavında başarılı olma şartı aranması önerisi, gerçekçi görünmemektedir.   

 

2.10-                                       2.10-          DOKTORA VE SONRASI EĞİTİMLİ İŞGÜCÜNÜ ARTTIRMAK İÇİN STRATEJİK TERCİHLER

 

Bu konuyla ilgili olarak bazı hususlar vurgulanabilir:

 

·                                      ·        TUBA ve TÜBİTAK’ın  doktora destekleri arttırılmalıdır ve TÜBİTAK’ın doktora desteği 3 yılla sınırlanmamalıdır.

 

·                                      ·        Doktora sonrası yurtiçi ve yurtdışı çalışmalara olanak sağlandığı gibi doktora süresince de destek arttırılmalıdır.

 

·                                      ·        Doktora çalışmalarının büyük uluslar arası projelerin bir parçası olmasına önem verilmesi,  öğrencilere burs imkânlarının artırılması ve öğretim üyelerinin maddi ve manevi olarak teşvik edilmesi, araştırmalarda kalite artışına katkıda bulunacaktır.

 

·                                      ·        Üniversitelerin lisansüstü düzeyde, yurt içi ve dışı diğer üniversitelerle konsorsiyumlar oluşturarak ortak programlar gerçekleştirmesi, eğitimde çeşitlilik ve kalite artışı sağlayacaktır.

 

·                                      ·        Lisansüstü eğitimde yabancı üniversitelerle ortak program uygulaması yaygınlaştırılmalıdır.

 

·                                      ·         Doktora sonrası eğitimde de aynı şekilde, ulusal ve uluslararası işbirliği, değişim ve ortak çalışmalara önem verilmelidir.

 

2.11-                                       2.11-          ÖĞRETİM ÜYELERİNİN ATAMA ve TERFİLERİ ile KENDİNİ GELİŞTİRMELERİ KONULARINDA STRATEJİK TERCİHLER 

 

·                                      ·        Akademik hayatın her safhasında belirli aralıklar ile öğretim elemanlarının performansları (araştırma, eğitim, kamu hizmeti) ölçülmeli, gösterdikleri başarıya göre ödüllendirilecekleri bir sistem geliştirilmelidir.

 

·                                      ·        Doktora sonrası yardımcı doçentliğe atamada süre konmalı ve bazı ek kriterler getirilmelidir.

 

·                                      ·        Öğretim üyelerinin yurtiçi-yurtdışı hareketliliklerini arttırıcı çalışmalara hız verilmelidir.

 

·                                      ·        Profesörlük uzun bir süreçtir. Şimdiki sistemde bu sürecin nasıl değerlendirildiği sorgulanmamaktadır. Bu gruptaki öğretim üyelerinin akademik yaşamdaki en verimli yıllarını olumlu geçirmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

 

·                                      ·        Üniversitelerde norm kadro uygulanmasına geçilmelidir.

 

·                                      ·        Performans kriterleri mutlaka uygulanmaya sokulmalı, ancak dikkatle seçilmeli ve çeşitlendirilmelidir.

 

·                                      ·        Unvanların erozyona uğradığı ve bilimsellikten çok kronolojik sıra ve özlük hakları kaygılarının ön plana çıktığı bir sistemden ziyade, bilimselliğin, yeteneklerin ve üretkenliğin kriter olarak kabul edildiği bir ‘istihdam ve yükseltme’ mekanizması benimsenmeli, öğretim üyelerinin klasik devlet memuru olmadıkları, öğretim üyeliğinin özveri isteyen ama bu özverili yaşam tarzının yanı sıra bir takım ayrıcalıkları da olan bir görev olduğu kabul edilmelidir. 

 

2.12-                                       2.12-          AKADEMİK KADRO DIŞI PERSONEL KAPASİTESİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN STRATEJİK TERCİHLER

 

Bir üniversitenin omurgasını öğrenciler, akademik personel ve idari personel oluşturur. Bu sacayağından herhangi birinin başarısızlığı veya mutsuzluğu bütün sistemin çökmesine yol açar. Bu bakımdan üniversitede çalışan idari personelin de kalitesinin yükseltilmesi için performans kriterleri geliştirilmeli, hem de ekonomik ve sosyal hakları iyileştirilmelidir.

 

2.13-                                       2.13-          YÜKSEKÖĞRETİMİN FİNANSMANI KONUSUNDA STRATEJİK TERCİHLER

 

·                                      ·        Raporda, devlet üniversitelerinde gelir kaynakları içinde öğrenci katkı payının %4 düzeyinde kaldığı belirtilmektedir. Üniversiteler kamu desteğinin hızla azaldığı bu devrede ek kaynak yaratma çabaları içindedirler. Bu nedenle öğrenci katkı payının bir miktar arttırılması düşünülmelidir. Ayrıca rapordaki “katkı payının düşük tutulmasının alt katmanlara daha fazla vergi yükü getirdiği” öngörüsü düşündürücüdür. Ekonomik düzeyi iyi olan öğrencilerden yüksek katkı payı alıp ekonomik açıdan iyi olmayan öğrencilere daha yüksek oranda öğrenim kredisi verilmesi daha doğru bir yöntem gibi görünmektedir. Öğrenci katkı paylarının belirlenmesinde bir taban konularak daha yüksek bir pay alma yetkisinin üniversite yönetim kurullarına bırakılması önerilebilir.

 

·                                      ·        Üniversite gelirlerine ve harcamalarına esneklik getirilmelidir. Bu kapsamda torba bütçe sistemine geçilmelidir. Üniversiteler Maliye önünde bürokratik türden çok sayıda yasa ve yönetmelikle vakit harcamamalı, enerjilerini tüketmemelidirler. Mali özerklik üniversiteler için vazgeçilmez bir gerekliliktir.

 

·                                      ·        Üniversitelerin önemli finans kaynaklarından bir tanesi de Döner Sermayeleri’dir. Döner sermayeler, üniversitelerin kamu hizmeti sunma araçları olduğu gibi son yıllarda giderek azalan devlet katkısını karşılamada (kompanse etmede) faydalandıkları önemli sistemlerinden bir tanesidir hatta başlıcasıdır. Ancak bu sistem,1983 yılında Resmi Gazetede yayınlanan ve 2547 sayılı yasanın 58. maddesine göre “ Döner sermaye işletmelerinin kurulmasında uyulacak esaslara ilişkin yönetmelik” hükümlerine göre faaliyet göstermektedir. Mevcut döner sermaye yönetmeliğinin değişen dünya ve ülke koşullarına uyum sağladığını söylemek mümkün değildir. Döner sermaye yönetmeliğinde piyasa gereksinmelerini karşılayacak ve döner sermaye çerçevesi içinde hizmet üreten öğretim elemanlarının ve diğer çalışanlarının haklarını koruyacak yeni düzenlemeler yapılması gereği vardır.

 

·                                      ·        Üniversiteler ihale yasası kapsamından çıkarılmalıdır. Bu mümkün olmuyorsa araştırma projeleri harcamalarına benzer bazı esneklikler getirilmelidir.

 

·                                      ·        Üniversite vakıfları üniversitelerin nefes almalarını sağlayan kuruluşlar idi. Birkaç kötü örnek nedeniyle vakıfların etkisiz hale getirilmesi yükseköğretim kurumlarında finansmanın dengelenmesinde önemli güçlükler yaratmıştır. Üniversite vakıflarına tekrar imkan sağlanmalıdır.